Akıllı Telefonların Gölgesinde: Neden Hala Telsiz Kullanıyoruz?
Cebimizde dünyanın tüm bilgisine erişebilen, 4K video çeken ve milisaniyeler içinde dünyanın öbür ucuyla görüntülü görüştüren “akıllı” cihazlar var. 5G teknolojisinin konuşulduğu, fiber optik kabloların dünyayı sardığı bir çağdayız. Peki, neden hala pille çalışan, cızırtılı sesler çıkaran ve üzerinde uzun bir anten olan o “eski moda” kutulara, yani telsizlere tutkuyla bağlıyız?
Dışarıdan bakan biri için bu bir nostalji gibi görünebilir. Ancak bir amatör telsizci için durum çok farklıdır. Bizim için telsiz, özgürlük, güvenlik ve bitmeyen bir keşif demektir. İşte 21. yüzyılda hala temsil kullanmamızın üç temel nedeni:
1. Görünmez Zincirlerden Kopuş: Tam Bağımsızlık
Cep telefonunuz ne kadar akıllı olursa olsun, çalışmak için devasa bir altyapıya muhtaçtır. Baz istasyonları, fiber hatlar, uydu bağlantıları ve elektrik şebekesi… Bu zincirin tek bir halkası koptuğunda, elinizdeki o pahalı cihaz sadece ışıklı bir cam parçasına dönüşür.
Telsiz ise “Simplex” iletişimin gücünü kullanır. Yani arada hiçbir aracı yoktur.
-
Altyapısız İletişim: Dağın zirvesinde, okyanusun ortasında veya yeraltında; baz istasyonunun olmadığı her yerde telsiz çalışır.
-
Faturasız Özgürlük: Konuşmak için bir operatöre abone olmanıza, kota düşünmenize veya ay sonunda fatura ödemenize gerek yoktur. Dalga boyları (kurallara uymak şartıyla) hepimizindir.
Telsiz kullanmak, iletişim kurmak için başkalarının kurduğu sisteme muhtaç olmamaktır.
2. Hayat Kurtaran Basitlik: Acil Durum Haberleşmesi
Hepimizin bildiği acı bir gerçek var: Afet anında ilk susan GSM şebekeleri, en son susan ise telsizlerdir.
Deprem, sel veya büyük elektrik kesintilerinde cep telefonu şebekeleri saniyeler içinde kilitlenir. İnternet yavaşlar, aramalar düşer. İşte o kaos anında amatör telsizciler devreye girer.
-
Hız Faktörü: Telsizde numara çevirmek, karşı tarafın açmasını beklemek yoktur. Bas-Konuş (PTT) mandalına bastığınız anda sesiniz, o frekansı dinleyen herkese aynı anda ulaşır.
-
Koordinasyon: Telsiz “bire-bir” değil, “bire-çok” iletişim sağlar. Bir arama kurtarma ekibini veya mahalledeki yardım organizasyonunu yönetmenin en hızlı yolu budur.
-
Dayanıklılık: Telsizler narin dokunmatik ekranlar değildir; düşmeye, toza, suya ve zorlu koşullara dayanacak şekilde üretilmişlerdir.
3. Bitmeyen Bir Okul: Teknik Merak ve “Maker” Ruhu
Telsizcilik sadece konuşmak demek değildir; fiziği ve evreni anlamaya çalışmaktır. Bir amatör telsizci, aslında gizli bir mühendistir.
Cep telefonunda bir tuşa basarsınız ve çalışır; “nasıl” çalıştığını sorgulamazsınız. Telsizde ise her parametre sizin elinizdedir:
-
Bilimin Büyüsü: Kendi yaptığınız basit bir tel antenle, atmosferin iyonosfer tabakasını bir ayna gibi kullanarak binlerce kilometre ötedeki bir ülkeyle konuşabilmenin hazzı paha biçilemez.
-
Sınırları Zorlamak: Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) üzerimizden geçerken el telsiziyle bir astronota “Merhaba” diyebilmek veya Ay yüzeyinden sinyal sektirmek (EME)… Bunlar sadece teknik merakla ulaşılabilecek zirvelerdir.
Sonuç: Geçmiş Değil, En Sağlam “B Planı”
Telsizler, akıllı telefonların rakibi değildir. Onlar, teknolojinin konforuna kapılıp unuttuğumuz iletişimin en saf halidir.
Modern dünya ne kadar gelişirse gelişsin, insan sesi en güvenilir limandır. Bizler, o mandalın “klik” sesini duyduğumuzda sadece bir cihazı çalıştırmıyoruz; kendi altyapımızı, kendi güvenliğimizi ve kendi merakımızı yönetiyoruz.
Şebekenin olmadığı yerde görüşmek üzere,
TA2OKG Oğuz Kağan 73!



Yorum gönder